7 Nisan 2000 tarihinde resmen kurularak faaliyete başlayan ADALETİ SAVUNANLAR DERNEĞİ’nin tanıtım bildirisinde de belirtildiği üzere, derneğimiz, adalet arayışı içinde olan herkese, hiçbir kimlik farklılığına bakılmaksızın, hiçbir ayrıcalık gözetmeksizin çalışmalar yapan ve toplumda “adalet” ilkesinin hayata geçirilmesi yolunda siyaset üstü bir işbirliği ve dayanışmaya öncülük eden bir sivil toplum kuruluşudur.
Derneğimiz, kuruluşundan bu yana, tasarruflarında hiçbir hukuki bağlılığı olmayan ve işlemleri yargı denetimi dışı bulunan bir takım kurulların hukuk ve yargı denetimine alınması, geçmişte yaptıkları tasarrufların telafisi için çalışmalarını yoğunlaştırmıştır. On yıllık bir mücadele süreci sonunda YAŞ ve HSYK kararları yargı denetimine açılmış, böylece ordu ve yargı üzerinde vesayet kuran ve bu iki kurum üzerinden vesayetini diğer kurumlara ve topluma yayan kurullar hukukla bağlı ve yargı denetimine tabi bir konuma kavuşturulmuştur. Ayrıca, çıkarılması sağlanan bir kanun ile yargı denetimine kapalı işlemlerle ilişiği kesilenlerin haklarının kısmen telafisi de sağlanmıştır. Bu sonuca ulaşılmasında derneğimizin ve mücadele sürecinde dernek faaliyetlerine katkıda bulunan herkesin önemli bir payı bulunmaktadır.
Bu mücadele sürecinde derneğimiz ile ilişki kurmayan, bir üyelik bazında da olsa derneğe güç vermeyen mağdurlar, alınan bu sonuçları gözeterek, derneğimizin yapacağı hizmetlere güç ve destek verme noktasında umarız ki belli bir bilinç düzeyine ulaşmışlardır.
Bilindiği üzere, TSK’dan ilişik kesme sadece yargı yolu kapalı işlemlerle sınırlı değildir. Son çıkan yasa kapsamında olmayan, ancak gerçekte ihraçlarında aynı hukuksuzluklara maruz kalan öğrenci, rütbeli ve sivil personel çok sayıda mağdur bulunmaktadır.
Derneğimiz, hukuki mücadelede sürecinde tüm mağdur kategorilerini belirlemiş ve Meclis ve hükümet nezdinde tüm mağdurların haklarının telafisi için girişimlerde bulunmuştur. Bu çerçevede verdiği yasa teklifleri tüm mağdurları kapsamaktadır. Ancak elde edilen sonuçlar, derneğimizin arzu ve iradesi dışında gelişmiş ve askeri öğrenciler ve kararname mağdurları yasa kapsamına alınmamıştır.
Derneğimiz özellikle durumları YAŞ mağdurları ile aynı olduğu halde, kararname ile ilişikleri kesildiği için yasa kapsamı dışında kalanlar ve askeri öğrenciler ile ilgili olarak istatistiki ve hukuki çalışmalarını sürdürmektedir. Bu çalışmalarda başarılı olunması ve istenen neticeye ulaşılmasında, bizzat mağdurların bire bir katkıları belirleyici olacaktır. Öncelikle yapılacak en küçük katkı, derneğimize üye olarak, derneğin temsil gücünü artırmaktır. İkinci olarak, yapılacak girişimlerde ilgili kişi ve kurumlara net bilgi sunmak ve mağduriyet noktasında ikna edici argümanlar ortaya koyabilmek için, soyut iddialar yerine bire bir mağdurların durumlarını ve maruz bırakıldıkları hukuksuzlukları gözler önüne seren net bilgi ve belgelere ihtiyaç bulunmaktadır. Bu bilgi ve belgelere ulaşılması da, mağdurların derneğimiz ile ilişkilerini canlı tutmalarına bağlı bulunmaktadır.
Dernek yetkililerinin yapmış olduğu en son değerlendirmede, özellikle kararname mağdurlarının ve askeri öğrencilerin hakları açısından, önümüzde yeni bir hukuki mücadele süreci başlatma fırsatı bulunduğu sonucuna varılmış ve çalışma başlatılmıştır. Konu ile ilgili olarak, halen meclis gündeminde olan ve seçim sonrasına bırakılan bir yasa tasarısına, kararname mağdurlarının ve askeri öğrencilerin haklarının telafisi yolunu açacak bir hüküm eklenmesi doğrultusunda girişimler yapılması gerekmektedir. Bu girişimlerden sonuç alınabilmesi, bizzat ilgili mağdurların yukarıda işaret ettiğimiz katkıları hızla tamamlaması ile doğrudan ilişkili bulunmaktadır.
İlgililere saygı ile duyurulur.
ASDER Yönetim Kurulu

