ADALETİ SAVUNANLAR DERNEĞİ BASIN AÇIKLAMASI
Millî Eğitim Bakanlığımızın “Ramazan Etkenlikleri Genelgesi” bahane edilerek, geçmişte olduğu gibi, günümüzde de "laiklik elden gidiyor" söylemiyle milletimizin inanç ve değerleri hedef alınmış, laikliği bir hakem ilkeden ziyade bir dışlama aracına dönüştüren bazı çevreler, toplumsal barışımızı bozmaya ve kutuplaşmaları kışkırtmaya yönelik tavırlarını yine sergilemişlerdir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nda ifadesini bulan laiklik ilkesinin Batı ülkelerindeki karşılığı, devletin herhangi bir inancı dayatmamasını güvence altına aldığı gibi, vatandaşların din ve vicdan özgürlüğünü serbestçe yaşayabilmelerini de teminat altına alması şeklindedir. Batı’da Laiklik, din karşıtlığı değil, farklı inanç mensuplarının ve farklı yaşam tercihlerine sahip bireylerin hukuk zemininde bir arada yaşayabilmesini mümkün kılan anayasal bir denge mekanizmasıdır.
Öte yandan Anayasa, devlete yalnızca din ve vicdan özgürlüğünü teminat altına alma yükümlülüğü yüklemekle kalmamış; toplumun millî, manevî ve ahlâkî değerlerinin korunması ve geliştirilmesi yönünde de sorumluluk tevdi etmiştir. Bu bakımdan Millî Eğitim Bakanlığı’nın Ramazan ayına ilişkin genelgesi, hem temel hak ve özgürlükler çerçevesinde hem de devletin anayasal olarak üstlendiği bu değerleri koruma ve gelecek nesillere aktarma vazifesiyle uyumlu bir idari tasarruf niteliği taşımaktadır. Toplumunun ezici çoğunluğu Müslüman olan ülkemizde Millî Eğitim Bakanlığı’nın okullarda Ramazan ayına ilişkin etkinliklere imkân tanıyan genelgesi de bu bağlamda değerlendirilmelidir.
Günümüzde okullarda madde bağımlılığı ve akran zorbalığı gibi ciddi sosyal sorunların giderek yaygınlaşması, yalnızca disiplin meselesi olarak değil, gençlerin anlam ve değer dünyasında oluşan boşlukla birlikte değerlendirilmesi gereken çok boyutlu bir problem alanına işaret etmektedir. Bu nedenle, öğrencilerin manevi ve ahlaki gelişimini destekleyen, dayanışma, empati ve sorumluluk bilincini güçlendiren kültürel içerikli etkinliklerin teşvik edilmesi hem anayasal değerler eğitimi çerçevesinde hem de genç kuşakların sağlıklı şahsiyet gelişimi bakımından önem arz etmektedir.
Şu hususun da altını çizmek gerekir: Laiklik ilkesinin tarihsel olarak şekillendiği birçok Avrupa ülkesinde Noel, Christmas, Paskalya, çeşitli yortular ve benzeri dinî-kültürel kökenli etkinlikler eğitim ortamlarının doğal bir parçası olarak yer almaktadır. Bu uygulamalar laiklik karşıtı olarak görülmemekte, aksine kültürel mirasın aktarımı kapsamında değerlendirilmektedir. Buna karşılık, söz konusu çevrelerin hem bu ülkelere yönelik herhangi bir eleştiri dile getirmemeleri hem de Batı toplumlarına ait benzer etkinliklerin ülkemizdeki okullarda yapılmasına sessiz kalırken Ramazan'a ilişkin faaliyetleri "laiklik tehdidi" olarak sunmaları, tutarlı ve ilkesel bir laiklik hassasiyetinden ziyade kasıtlı bir yaklaşım sergilendiğini göstermektedir. Bu çifte standart, meselenin masum kaygılardan çok toplumun inanç ve değer dünyasına yönelik ideolojik bir tavrı yansıtmaktadır.
Adaleti Savunanlar Derneği olarak, Millî Eğitim Bakanlığının Ramazan Etkinlikleri genelgesini destekliyor, milletin inanç ve değerlerini baskı altına almaya çalışan bu gibi çevrelerin aslında laiklik ve çağdaşlıkla bağdaşmayan bu tavırlarını şiddetle kınıyoruz.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

